1- Azalmış Cinsel İstek
Bozukluğu
2- Cinsel Tiksinti Bozukluğu
3-
Erkekte Sertleşme Bozukluğu
4- Retarde
ejakulasyon(
Gecikmiş Boşalma)
5- Prematüre
ejakulasyon:
(Erken Boşalma)
6- Disparoni
Azalmış Cinsel İstek
Bozukluğu
Sürekli olarak ya da
yineleyici bir biçimde cinsel fantezilerin ve
cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması
(ya da hiç olmaması) ile belirlidir.
Azalmış cinsel istek
bozukluğu için tanı koymada aşağıdakilere
dikkat etmek gerekir.
a - En az 6 ay süreyle tüm
cinsel etkinlik sıklığının ayda iki kez ya
da daha az olduğunun bildirilmesi,
b - Buna eşlik eden, herhangi
bir cinsel davranışta bulunmaya yönelik öznel
istek kaybı. Cinsel etkinliğe yönelik ilginin
azalması, profesyonel yardım arayışı içinde
olan çiftlerde en sık rastlanan yakınmalardan
biridir. Bu durumda azalmış ya da tamamen
kaybolmuş cinsel ilgi, cinsel ilişki kurmaya yönelik
girişimleri olanaksız kılar hatta cinsel
tiksinti bozukluğu gelişebilir.
Cinsel Tiksinti Bozukluğu
Sürekli olarak ya da
yineleyici bir biçimde bir cinsel eş ile
genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı
tiksinti duyma ve bundan tümüyle (ya da hemen
tümüyle) kaçınma olarak tanımlanır. Cinsel
tiksinti bozukluğu hem erkeklerde hem kadınlarda
görülebilir. Cinsellikten tiksinen birey
cinsel ilişkiden sürekli kaçınır. Daha ağır
şekillerinde, cinsel etkinliğe yol açabileceği
korkusu ile birey, dokunmaktan ve iletişim
kurmaktan da kaçınabilir. Cinsel tiksinti
bozukluğu tek başına veya diğer cinsel işlev
bozuklukları ile birlikte bulunabilir; diğer
cinsel işlev bozukluklarının nedeni ya da
sonucu olabilir. Erkekte birincil cinsel
tiksinti bozukluğu, birincil erektil
disfonksiyon ya da retarde ejakulasyon (gecikmiş
boşalma) ile sıklıkla bir arada bulunur.
Erkekte Sertleşme Bozukluğu
LoPiccolo, cinsel ilişkiyi
gerçekleştirmeye yetecek nitelikte bir setleşmeyi
sağlayamama veya bunu sürdürememeyi sertleşmede
yetmezlik olarak tanımlar.
Masters ve Johnson, 1970’
de cinsel ilişkilerinin en az % 75 inde koitusu
(penisin vajinaya girmesi) gerçekleştirebilecek
nitelikte ereksiyona (sertleşmeye) ulaşamayan
erkekler için empotans terimini kullandılar.
Ayrıca hiç bir zaman koitusu gerçekleştirebilecek
nitelikte ereksiyona ulaşamayan ya da bunu sürdüremeyen
erkekleri primer (birincil ) empotans, en az bir
kez başarılı ilişkide bulunmuş olanları da
sekonder (sonradan olan) empotans olarak tanımladılar.
Kaplan 1974’ de empotans
teriminin yetersizliğini vurgulayarak erektil
disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) terimini önerdi.
Temel bozukluğun erektil (sertleşmeye ait)
reflekste olduğunu belirterek erektil
disfonksiyonu, penisin ereksiyonunu sağlamak için
kavernoz sinüslere yeterli kanı pompalayan
damarsal (vasküler) refleks mekanizmanın
yetmezliği olarak tanımladı. Aynı zamanda
birincil - ikincil ayırımına tam ve durumsal
erektil disfonksiyon ayırımını ekledi. Tam
erektil disfonksiyonu olanlar hiç bir durumda
ve hiç bir eşle sertleşme olmaz. Durumsal
sertleşme bozukluğu ise belli durumlarda veya
bazı cinsel partnerlerle (eş) ortaya çıkar.
Yaygın olarak kullanılan
empotans kavramı, Alman ekolünde (Kockott
G,1990; Schmidt ve (16) Arentewicz,
(1978) erkekte görülen cinsel işlev
bozukluklarının tümünü tanımlar. Pek çok
yayında ise empotans sertleşme bozukluğu ile
eş anlamlı olarak kullanılır.
Buna göre sürekli olarak ya
da yineleyici bir biçimde yeterli bir ereksiyon
(Penis sertleşmesi) sağlayamama ya da cinsel
etkinlik bitene dek bunu sürdürememe olarak
kabul edilir.
Sertleşme bozukluğunun tanı
kriterlerini tekrar gözden geçirirsek.
A- Sürekli olarak yada
yineleyici bir biçimde yeterli bir sertleşme
sağlayamama yada cinsel etkinlik bitene dek
bunu sürdürememe,
B- Bu bozukluk
belirgin bir sıkıntıya kişiler arası ilişkilerde
zorluklara neden olur.
C-
Bu cinsel işlev
bozukluğu başka bir Eksen I tanısı ile daha
iyi açıklanamaz( Başka bir cinsel işlev
bozukluğu tanısı dışında ) ve sadece bir
maddenin ( Örn: kötüye kullanılabilen bir
ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç, yada
genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik
etkilerine bağlı değildir. )
Retarde
ejakulasyon(
Gecikmiş Boşalma)
Masters ve Johnson 1970’ de
prematüre ejakulasyonun (erken boşalmanın)
karşıtı olarak ejakulatuar yetersizlik (ejaculatory
incompetence) terimini ortaya attılar
ve bu bozukluğu ejakulatuar refleksin özel bir
engellenmesi sonucunda erkeğin vajina içinde
boşalamaması şeklinde tanımladılar.
LoPiccolo ejakulatuar yetersizlik terimini eşinin
uyarısıyla orgazma ulaşamayan erkekler için
kullandı. Maurice ve Guze (1970) her
tür cinsel uyarana karşı yaşam boyu orgazm
yokluğunu birincil (primer) orgazmik
disfonksiyon, sıklıkla orgazm güçlüğü çeken
vakalarda cinsel uyaran türünden bağımsız
olarak en az bir orgazm yaşantısı olmasını
da durumsal orgazmik bozukluk olarak tanımladılar.
DSM-IV de retarde
ejakulasyonu karşılayan tanı sınıflaması
erkekte orgazm bozukluğudur. Bu sınıflama için
tanı ölçütü, yoğunluğu ve süresi yeterli
bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir
cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da
yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya
da olmaması şeklinde belirlenmiştir.
Prematüre
ejakulasyon:
(Erken Boşalma)
Çeşitli araştırmacılar
tarafından vajinaya girişten ejakulasyona
kadar geçen zaman veya penisin vajina içersinde
gidiş-geliş sayısı esas alınarak tanımlanmaya
çalışıldı. Masters ve Johnson
1970’ de prematüre ejakulasyonu; erkeğin,
cinsel birleşmelerinin en az % 50 sinde, eşinin
orgazma ulaşmasına yetecek kadar boşalmayı
geciktirememesi olarak tanımladılar. Kadınların
orgazma ulaşma sürelerinde ve orgazm olma
oranlarında bireyler arası büyük farklılıklar
gözlenmesi bu tanımın kullanılabilirliğini
sınırladı.
Kaplan’ın belirttiği gibi
erken boşalma, vajinaya girişle ejakulasyon
arasındaki zaman veya giriş-çıkış sayısı
ya da ejakulasyondan önce eşin orgazm olma
oranı gibi niceliksel terimlerle tanımlanamaz.
Önemli olan ejakulatuar refleks üzerinde
istemli denetimin olmaması ve yüksek uyarılma
düzeylerine, refleks olarak ejakulasyon ortaya
çıkmadan dayanılamamasıdır
Kısaca Erken Boşalma
(prematüre ejakulasyon) sürekli olarak ya da
yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılmayla
ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme
öncesi, girer girmez ya da hemen sonra
ejakulasyonun olması şeklinde tanımlanır.
Disparoni;
Ağrılı cinsel ilişki
olarak bilinir. Kadınlarda çok yaygın görülmekle
birlikte erkeklerde de olabilir.
Bu durumu erkekte ya da kadında cinsel ilişkiye
yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak eşlik
eden genital ağrı olması şeklinde tanımlar.
Kaplan, disparoniye benzer olarak bazı
erkeklerde ejakulasyon sırasında ya da
ejakulasyondan kısa bir süre sonra şiddetli
bir ağrı ortaya çıktığını belirterek
bunu, psikojenik ejakulatuar ve post ejakulatuar
ağrı sendromu olarak adlandırır. Bu ağrı
dakikalarla sınırlı kalabilir ya da günlerce
sürebilir. Ağrıya kremaster ve/veya iç
genital organların düz kaslarındaki spastik
kasılmanın neden olduğu sanılmaktadır.