Sıkıntı insanlık
tarih kadar eski bir histir. Bu his, hissedeni
tarafından çoğunlukla iç sıkıntısı
huzursuzluk, gerginlik, daralma şeklinde ifade
edilir. Bu hisle hepimiz günlük hayatımızda
tanışırız. Ancak gelip geçici olduğunda
pek etkilenmeyi. Bazen sıkıntılarımız öylesine
yoğunlaşır ki işimizi gücümüzü yapmamıza
mani olacak bir hal bile alabilir. Sürekli
gergin ve tedirgin olduğunuzu düşünün;
Hayattan zevk almanız azalır, dikkatinizi
toparlayamazsınız, işe gitmeyi canınız
istemez eskiden zevk alarak yaptığınız bir
çok işi artık boş ve anlamsız bulursunuz.
Sıkıntının bariz ve yaşadığınız
durumla uyumlu bir nedeni varsa bu doğal bir
duygu yansıması olarak değerlendirilebilir.
Ancak eğer bu anlamda bir sebep yokken siz
kendinizi sıkıntılı ve gergin hissediyorsanız
bunu biraz incelemek gerekir.
Burada hemen şu soru akla
geliyor sıkıntının normali var mıdır ?
Evet her insanın hayatında hastalık olmadan
yaşadığı normal bir sıkıntı vardır.
Ciddi kayıplar (para, sevilen birinin kaybı vs
gibi) bir süre için kaybın kişi için anlamı
oranında sıkıntıya sebep olabilirler. Ancak
bu süre işimizi gücümüzü engelleyecek
boyuta ulaşmışsa, sosyal ilişkilerimizi
bozuyorsa artık eskiye kıyasla asabi olmaya başlamışsak
sınırlar aşılmış normalin ötesine geçilmiş
olur. En çokta depresyonda bu durumu yaşarız.
Depresyonun en önde gelen belirtisi zaten duygu
duruma hakim ola sıkıntı ve isteksizlik
halidir.
Sözün özü sıkıntınız
2 haftadan daha uzun bir süredir devam
ediyorsa; sosyal mesleki ve aile yaşantınıza
negatif yansımaları varsa sıkıntının
normal sınırı aşılmaya başlanıyor
emektir. Dikkatli olmalısınız.